- 2026 Seminer Programı
- 2025 Seminer Programı
- 2024 Seminer Programı
- 2023 Seminer Programı
- 2022 Seminer Programı
- 2021 Kongre&Sempozyum
- 2021 Seminer Programı
- 2020 Seminer Programı
- 2020 Ankara Seminer Programı
- 2019 Seminer Programı
- 2019 Ankara Seminer Programı
- 2018 Seminer Programı
- 2018 Ankara Seminer Programı
- 2025 SEMPOZYUM BİLİMSEL PROGRAM
- 2024 SEMPOZYUM BİLİMSEL PROGRAM
- 2024 BİLİMSEL PROGRAM
- 2023 BİLİMSEL PROGRAM
- 2022 SEMPOZYUM BİLİMSEL PROGRAM
- 2022 BİLİMSEL PROGRAM
- 2021 BİLİMSEL PROGRAM
- 2021 Kongre&Sempozyum
- Kronik Yorgunluk Sendromu (KYS): Regülasyon Tıbbı ve Nöralterapi Yaklaşımı
- Fibromiyalji Sendromu: Regülasyon Tıbbı ve Nöralterapi Yaklaşımı
- NAZLIKUL’DAN YIL BİTERKEN: İÇERİYE YAZILAN MİTOLOJİK MEKTUP
- Bugünden yarına sevgi, sağlık ve üretkenlik dolu bir yol için… Mutlu yıllar…
- NÖRALTERAPİ’NİN 100. YILINDA TARİHE NOT DÜŞÜLEN BİR BULUŞMA
- Das Zwerchfell: Funktionsstörungen erkennen und wirksam behandeln mit Neuraltherapie und manueller Medizin
- Nöralterapinin 100. Yılında Vicdanımıza, Mesleğimize ve Geleceğe Sesleniyorum
- 03-05 Temmuz 2025 Almanya’da 10. Heidelberg Üniversitesi Nöralterapi Günleri – Sempozyumu…
- Prof. Dr. Hüseyin Nazlikul, IFMANT Başkanlığına Yeniden Seçildi
- Integrative Neural Therapeutic Approach for Migraine with Aura – A Case Report
Kronik Yorgunluk Sendromu (KYS): Regülasyon Tıbbı ve Nöralterapi Yaklaşımı
Giriş
Kronik Yorgunluk Sendromu (KYS), bireylerin yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyen ve uzun süren aşırı yorgunluk, kas-iskelet ağrıları, uyku bozuklukları, bilişsel işlev bozuklukları ve immünolojik dengesizlikler gibi semptomlarla kendini gösteren karmaşık bir hastalıktır. Nedeni tam olarak anlaşılamamış olmakla birlikte, enfeksiyonlar, bağışıklık sistemi düzensizlikleri, oksidatif stres ve mitokondriyal disfonksiyon gibi faktörlerin rol oynadığı düşünülmektedir.
Regülasyon tıbbı ve Nöralterapi, bu durumun altında yatan bozucu alanları hedef alarak hem semptomatik iyileşme hem de sistemik dengeyi sağlama konusunda güçlü bir araç sunmaktadır. Ayrıca, antioksidanlar ve besin destekleriyle kombine edilmiş bir tedavi stratejisi, KYS’nin yönetiminde önemli bir rol oynayabilir.
Regülasyon Tıbbında Nöralterapi’nin Rolü
Regülasyon tıbbı, vücudun kendi kendini iyileştirme kapasitesini aktive etmeyi amaçlayan bütüncül bir yaklaşımdır. Nöralterapi, lokal anesteziklerle yapılan enjeksiyonlar yoluyla otonom sinir sistemini düzenlemeyi hedefler. Bu yöntemle:
Bozucu Alanların Tespiti ve Tedavisi:
KYS’de bozucu alanlar sıkça gözlemlenir. Özellikle kronik enfeksiyonlar (ör. sinüzit, tonsillit), eski cerrahi skarlar, diş odakları ve bağırsak disbiyozisi, sinir sisteminde kalıcı stres yaratarak KYS semptomlarını tetikleyebilir. Nöralterapi ile bu alanların düzenlenmesi, hastalarda belirgin bir semptomatik rahatlama sağlayabilir.
Otonom Sinir Sistemi Regülasyonu:
Nöralterapi, sempatik-parasempatik dengeyi yeniden kurarak stres yükünü azaltır. Bu denge, özellikle enerji metabolizması ve immün sistem fonksiyonları üzerinde olumlu etkiler gösterir.
Oksidatif Stres ve Beslenmenin Rolü
KYS’de oksidatif stres ve mitokondriyal disfonksiyon, yorgunluğun önemli nedenlerinden biridir. Mitokondriler, enerji üretiminin merkezinde yer alır ve bu süreçte oksidatif hasara karşı savunmasızdır. Antioksidanlarla desteklenen bir beslenme yaklaşımı, oksidatif stresin azaltılmasında ve enerji üretiminin optimize edilmesinde kritik rol oynar.
Kritik Besin Maddeleri ve Takviyeler
NADH (Nikotinamid Adenin Dinükleotit): NADH, mitokondriyal enerji üretimi için gereklidir ve ATP sentezini artırarak hücresel enerji seviyelerini yükseltir. Araştırmalar, NADH desteğinin yorgunluğu azalttığını ve bilişsel fonksiyonları iyileştirdiğini göstermektedir.
Koenzim Q10 (CoQ10): CoQ10, mitokondriyal elektron taşıma zincirinde kritik bir rol oynar. Antioksidan özellikleri sayesinde oksidatif hasarı azaltır ve enerji metabolizmasını destekler. KYS hastalarında CoQ10 seviyelerinin düşük olduğu saptanmıştır, bu nedenle takviye önerilir.
Vitamin C: Güçlü bir antioksidan olan vitamin C, bağışıklık sistemini destekler ve serbest radikallerin etkilerini nötralize eder. Ayrıca, kollajen sentezine katkıda bulunarak doku iyileşmesini hızlandırabilir.
Vitamin B3 (Niasin): Niasin, NADH üretimi için bir öncü moleküldür. Mitokondriyal enerji üretimini destekleyerek yorgunluk semptomlarının hafifletilmesinde faydalıdır.
Çinko ve Selenyum:
- Çinko, bağışıklık fonksiyonlarını düzenler ve oksidatif stresin azaltılmasında önemli bir mineraldir.
- Selenyum, glutatyon peroksidaz enziminin bir bileşeni olarak serbest radikal hasarını azaltır ve tiroid fonksiyonlarını destekler.
Omega-3 Yağ Asitleri: Hücresel membranların stabilitesini sağlar ve inflamasyonu azaltır. Beyin fonksiyonlarını destekleyerek bilişsel semptomlarda iyileşme sağlar.
Beslenme ve Yaşam Tarzı Önerileri
Anti-inflamatuar Diyet:
- İşlenmiş gıdalardan kaçınılmalı, sebze, meyve, sağlıklı yağlar ve yüksek kaliteli proteinler tüketilmelidir.
- Şeker ve rafine karbonhidratlar, inflamasyonu artırabileceği için sınırlanmalıdır.
Bağırsak Sağlığı:
- Probiyotik ve prebiyotik desteği, bağırsak disbiyozisini düzeltmek ve immün sistemi desteklemek açısından önemlidir.
- Bağırsak geçirgenliği sıkça KYS’de rol oynar; bu nedenle glutensiz bir diyet bazı hastalar için faydalı olabilir.
Hidrasyon:
- Yeterli su tüketimi, hücresel detoksifikasyon ve enerji üretimi için gereklidir.
Düzenli Hafif Egzersiz:
• Aşırı efor yorgunluğu artırabilir; bu nedenle düşük yoğunluklu aktiviteler (ör. yoga, hafif yürüyüş) tercih edilmelidir.
Sonuç
Kronik Yorgunluk Sendromu, çok faktörlü ve karmaşık bir hastalık olup, tedaviye multidisipliner bir yaklaşım gerektirir. Nöralterapi, bozucu alanları hedef alarak otonom sinir sisteminin düzenlenmesinde güçlü bir araç sunar. Bu yaklaşım, beslenme desteği ve antioksidanlarla kombine edildiğinde daha etkili sonuçlar alınabilir. NADH, CoQ10, vitamin C, B3, çinko ve selenyum gibi kritik besin maddeleri, oksidatif stresi azaltarak mitokondriyal fonksiyonları destekler ve semptomların hafifletilmesine yardımcı olur.
Bütüncül bir yaklaşımla, KYS hastalarının yaşam kalitesini artırmak ve fonksiyonel iyileşme sağlamak mümkündür. Bu nedenle, bireysel ihtiyaçlara göre özelleştirilmiş tedavi protokolleri oluşturulmalıdır.
Dr. Hüseyin Nazlikul, M.D., PhD.
IFMANT, BNR, MTAR Başkanı
Specialist in General Medicine - Medical Biophysics
President of IFMANT (International Federation of Medical Associations of Neural Therapy)
President of the Turkish Neural Therapy Society
President of the Turkish Manual Medicine- Pain Regulation Association
Hakkı Yeten Cad. Vital Fulya Plaza No:23 Kat:3 D:10 Fulya 34394 Şişli – İstanbul
Tel: 0 (212) 219 19 12 veya 219 09 00 Fax: 0 (212) 219 18 38
NAZLIKUL’DAN YIL BİTERKEN: İÇERİYE YAZILAN MİTOLOJİK MEKTUP
Bu bir mektup,
Zamanın göğsüne bırakılmış mühürlü bir nefes,
İçeriye yazılan ama dışarıyı değiştirmeyi isteyen bir söz,
Kaleminin ucu geçmişe,
Mürekkebi geleceğe değen bir bilinç.
Bir yıl daha düşüyor takvimden,
Saniyeler, uygarlıkların külleri gibi
rüzgârda savruluyor.
Ve ben yazıyorum…
Herkese değil,
Önce kendime,
Sonra insanlığa.
Olympos’un taş basamaklarında Homeros’un gölgesi fısıldıyor:
“Hatırla! Mektup, insanın kendi kaderine karşı yazdığı en uzun itirazdır.”
Hermes, tanrıların postacısı,
Kanatlı sandaletleriyle çağlar boyunca koştu
Bir tek hakikat sığdırabilmek için
Bir insanın kalbine.
Zeus’un göklerinde çakıyor şimşekler,
Ama asıl gürültü insanın içinde:
Vicdan susuyor,
Korku konuşuyor,
Ve mektup bu yüzden yazılıyor.
Nil kıyısında İsis dikiş tutuyor yaralı ruhları,
Osiris’in parçalanmış bedeninde insanlığın aynası var.
Mısır’ın kumları binlerce mektubu saklıyor,
Hiç gönderilememiş duaları,
Hiç okunmamış çığlıkları…
Firavunların sessiz piramitlerine karşı
Bir çocuğun kağıda eğilen nefesi
Daha devrimci,
Daha sonsuz,
Daha gerçek…
Çin’de ejderha göğü tutarken,
Lao Tzu usulca fısıldıyor:
“Söz, yol olur; yol, yazgıyı değiştirir.”
Bambu kâğıtlara yazılan mektuplar
Savaşın, açlığın, hanedanların ötesinden geçer.
Çünkü insanlık
En çok sustuklarında yıkıldı,
En çok yazdıklarında dirildi.
Rus steplerinde
Pushkin’in kalemi, Dostoyevski’nin kalbi, Tolstoy’un vicdanı
bir kış nefesi gibi dolaşıyor.
Sürgün vagonlarından yazılan mektuplar
Dünyanın en ağır tanıklıklarıdır.
Bir annenin oğluna son kez yazdığı satır
Bazen bir imparatorluğu rezil eder,
Bazen bir halkın onurunu doğrultur.
Ve orada öğrenir insan:
Bir mektup, bazen yoksul bir sobanın yanında,
Bazen buzlu bir tren camında
En büyük devrimdir.
Pers saraylarında Zerdüşt konuşuyor:
“Ateşi koru! Ama önce içindeki ateşi oku!”
Mektup, ateş gibi,
Yakmazsa ısıtmaz,
Yakmazsa uyandırmaz,
Yakmazsa insan insan olmaz.
Fars rüzgârı şiir taşır,
Şiir mektuba dönüşür,
Mektup hayata meydan okur.
Alman ormanlarında Teutoburg’un sisleri içinde
Bir ses yankılanır:
“İnsan, ancak vicdanına yazarsa özgürdür!”
Nietzsche’nin çivilediği sorular,
Goethe’nin parlatılmış kelimeleri,
Heine’nin sürgün gözyaşları
Bir ulusun ruh defterine düşülmüş satırlardır.
Ve orada anlaşılır:
Bir millet, postanesi kadar değil,
Vicdanına ulaşan mektupları kadar güçlüdür.
Şaman davulu vurur,
Kuzey rüzgârı insanın göğsüne dokunur.
Gökyüzüne yazılır orada mektup,
Ağaçların kabuğuna,
Dağın taşın hafızasına…
Ruh konuşur,
Söz kanat olur.
Türk bozkırlarında bir at kişner
Göçebe çadırın içinde duman yükselirken
Bir baba oğluna bir tek cümle bırakır:
“Unutma, oğul…
İnsanı insan yapan
Sahip oldukları değil,
Söyleyebildiği gerçektir.”
Roma’nın mermer yollarında
Latin harfleriyle yazılan kaderin mektupları
Devletleri, yasaları, imparatorluk gururunu aşsa bile
Sonunda yine bir kalpte biter.
Çünkü her medeniyet
Önce kalbine yazdı,
Sonra duvarlarına kazıdı,
Sonra tarihe bıraktı.
Ve şimdi günümüze geliyorum…
Telefonlar var,
Uydu sinyalleri var,
Bir saniyede dünyanın öbür ucuna ulaşan görüntüler var…
Ama insan, hiçbir çağda
Bu kadar yalnız,
Bu kadar suskun,
Bu kadar içinden kopuk olmadı.
Haberleşiyoruz
Ama konuşmuyoruz.
Yazıyoruz
Ama hissetmiyoruz.
Görüyoruz
Ama anlamıyoruz.
İşte bu yüzden
Yıl biterken
Bu mektup “dışarıya” değil,
“İçeriye” yazılıyor.
Kendi içimize,
Unuttuğumuz vicdanımıza,
Susturduğumuz kalbimize,
Terk ettiğimiz insan yanımıza…
Ey insanlık,
Ey yüzyıllardır aynı hatayı yapan büyük çocuk,
Şunu bil:
Bir mektup yalnızca kâğıt değildir.
Bir kelime yalnızca ses değildir.
Bir mesaj yalnızca iletişim değildir.
Bir mektup,
İnsanın kendine yeminidir.
Bir kelime,
Kaderle yapılan anlaşmadır.
Bir haberleşme,
Toplumun vicdan kaydıdır.
Bu yüzden yazıyorum:
Gücün değil, vicdanın konuştuğu bir dünya olsun.
Korkunun değil, sözün yön verdiği bir gelecek olsun.
Silahların değil, kalemlerin tarttığı bir çağ olsun.
Ve insan,
Tarihin postacısı olduğunu unutmasın.
Çünkü her birimiz
Ya susarak karanlığa mektup yazacağız,
Ya da konuşarak ışığa bir gelecek göndereceğiz.
Yıl biterken,
Bu satırlar
Sadece bir şiir değil,
Bir insanlık çağrısıdır:
İçeriye bak,
İçeriye yaz,
İçeriden değiş.
Mutlu Yıllar
Bugünden yarına sevgi, sağlık ve üretkenlik dolu bir yol için… Mutlu yıllar…
2025’in Ardından / 2026–2027 Vizyonu
Sevgili BNR ailesinin değerli üyeleri,
Kıymetli meslektaşlarım, dostlarım,
Nöralterapi’nin 100. yılını yaşadığımız 2025’i geride bırakırken, hep birlikte tarihe not düşecek bir yıl yaşamış olmanın gururunu taşıyorum. Bu yıl yalnızca bir kutlama değil; bilimsel üretim, uluslararası görünürlük, mesleki dayanışma ve kolektif ilerleme anlamında BNR’nin şimdiye kadarki en güçlü yıllarından biri oldu.
2025 boyunca yayımlanan ulusal ve uluslararası makaleler, kitaplarımız, eğitimlerimiz, sempozyumlarımız ve global bilimsel iş birliklerimiz sayesinde BNR’nin hem Türkiye’de hem de dünyadaki konumu daha da güçlendi. Bu başarıların her biri, siz değerli üyelerimizin emeğinin bir yansımasıdır.
2025 – Dünya Sahnesinde Tarihi Bir Yıl
Bu yıl IFMANT çatısı altında:
- Peru, Fransa, Almanya, Avusturya, İsviçre, Belçika, Yunanistan, İtalya, Arjantin ve Kolombiya başta olmak üzere birçok ülkede konferans, kurs ve bilimsel toplantılarda yer aldık.
- IFMANT olarak uluslararası kongrelerde nöralterapinin bilimsel temellerini, mekanizmalarını ve klinik uygulamalarını en güçlü şekilde temsil ettik.
- Birçok ülke hekimleri ile eğitim iş birlikleri geliştirildi.
- Nöralterapi’nin 100. yılı kapsamında dünya ölçeğinde bir farkındalık oluşturduk.
2025 – Türkiye’nin Bilimsel Gücünün Uluslararası Yansıması
Bu yıl BNR olarak:
- 15’nin üzerinde bilimsel yayın,
- Türkiye'nin IFMANT çatısı altındaki görünürlüğünü artıran uluslararası kongre katılımları,
- Nöralterapi ve Regülasyon Tıbbı alanında tarihi düzeyde bir akademik üretim…
ortaya koyduk.
Her birinize gönülden teşekkür ediyorum. BNR, bir dernekten çok daha fazlasıdır; ortak hedefe gönül vermiş bir bilim topluluğudur.
IFMANT – Avrupa & Dünya Bilim Ağı
2025 boyunca IFMANT olarak:
- Almanya NT Dünya Kongresi
- Peru Latin Amerikan NT Kongresi
- ICMART Avrupa toplantıları
- Almanya DGfAN bilimsel iş birlikleri
- İsviçre SANTH akademik etkinlikleri
- Avusturya Manual Medicine & Regulation Medicine platformları
- Belçika ve Fransa eğitim oturumları
- İspanya ve Kolombiya klinik uygulama programları
gibi çok sayıda uluslararası etkinlikte bilimsel içerikleri biz yönettik, temsil ettik veya katkı sunduk.
Bu etkinlikler sayesinde IFMANT, 2025 yılında nöralterapinin dünya çapındaki en merkezi referans kurumlarından biri haline gelmiştir.
2026 – 21. Geleneksel Herget Nöralterapi Sempozyumu
Başkanlar: Dr. Tijen Acarkan & Dr. İlhan Demiryılmaz
Bu sempozyum, Türkiye’de nöralterapinin bilimsel gücünü yeniden görünür kılacak ve genç hekimlerin sürece daha etkin katılımını sağlayacaktır.
Tüm üyelerimizin katkısı, katılımı ve desteği büyük önem taşımaktadır.
🌎 2026 Uluslararası Davet – Kolombiya Nöralterapi Kongresi
📍 Bogotá, Kolombiya
📅 27–30 Ağustos 2026
2026 yılının bir diğer büyük uluslararası buluşması, Kolombiya’da düzenlenecek olan Uluslararası Nöralterapi Kongresidir. Bu organizasyon, Latin Amerika’daki güçlü bilimsel toplulukla Türkiye’nin nöralterapi yaklaşımını buluşturmak için çok değerli bir fırsattır.
Bu nedenle tüm BNR üyelerini:
➡️ Bildiri sunmaya
➡️ Vaka ve bilimsel çalışma göndermeye
➡️ Türkiye’yi en güçlü biçimde temsil etmeye
➡️ Uluslararası iş birliklerini genişletmeye
içtenlikle davet ediyorum.
Türkiye’nin nöralterapi alanındaki birikimini dünya sahnesine taşımak için Kolombiya’da hep birlikte olalım.
2027 – İstanbul Dünya Kongresi için Şimdiden Hazırlık Zamanı…
2027 yılında İstanbul’da gerçekleştireceğimiz 11. Ulusal Kongremiz ve Türkiye’nin ev sahipliğinde üçüncü kez düzenlenecek Dünya Nöralterapi Kongresi; yalnızca ülkemiz için değil, IFMANT çatısı altındaki tüm uluslararası nöralterapi camiası için de dönüm noktası niteliğinde, tarihi bir kilometre taşı olacaktır.
Bu nedenle şimdiden bilimsel içerik, organizasyon ve uluslararası ilişkiler açısından hazırlıklara başlamamız gerekiyor.
Bu kongre, Türkiye’nin dünyaya vereceği en güçlü bilimsel mesaj olacaktır.
2026 İçin Ortak Hedefler
• Bilimsel yayınlarımızı artırmak
• Eğitim programlarımızı güçlendirmek
• Genç hekimleri akademik üretime dahil etmek
• Ulusal ve uluslararası iş birliklerini artırmak
• 2026 Kolombiya & 2026 Herget Sempozyumu & 2027 Dünya Kongresi için hazırlıkları hızlandırmak
Son Söz
2025 boyunca verdiğiniz tüm emekler için her birinize ayrı ayrı teşekkür eder, 2026’nın hepimize sağlık, huzur, birlik ve yeni bilimsel başarılar getirmesini dilerim.
Gelin,
2026’yı birlikte inşa edelim;
2027 Dünya Kongresi’ni birlikte tarihe yazalım.
Sevgi ve saygılarımla,
Prof. Dr. Dr. Hüseyin Nazlikul
IFMANT ve BNR Başkanı
NÖRALTERAPİ’NİN 100. YILINDA TARİHE NOT DÜŞÜLEN BİR BULUŞMA

20. Herget Nöralterapi ve Regülasyon Tıbbı Sempozyumu & 10. Ulusal Nöralterapi Kongresi Değerlendirmesi
Nöralterapi’nin temellerinin Ferdinand ve Walter Huneke tarafından 1920’lerde atılmasının üzerinden neredeyse tam bir yüzyıl geçti. Bir asırlık bu yolculuk; insan bedeninin regülasyon kapasitesini, otonomiye dönüşen biyolojik hafızasını ve iyileşmenin kendi içindeki ritmini anlamak adına tıbbın en derin patikalarından biri oldu.
Bu yıl İstanbul’da gerçekleştirdiğimiz 20. Geleneksel Herget Nöralterapi ve Regülasyon Tıbbı Sempozyumu ile 10. Ulusal Nöralterapi Kongresi, bu yüz yıllık mirasın bir kutlaması olmanın çok ötesine geçti.
Kongremiz, Nöralterapi’nin modern tıp içindeki yerini sağlamlaştıran, bilimsel verilerle desteklenen ve klinik başarılarıyla güçlenen çok boyutlu bir buluşma oldu.
Nöralterapi artık sadece bir enjeksiyon tekniği değil;
bağ dokusu–otonom sinir sistemi–ECM–mitokondri–immun regülasyon ekseninde çalışan, biyofiziksel temelli bir tıp disiplinidir.
Kongremizin ana teması da tam olarak bu bütünsel anlayışı güçlendirdi.

Bilimsel Çerçeve ve Katılımcıların Gücü
Kongremizin bilimsel omurgasını oluşturan tüm konuşmacılar, oturum başkanları ve moderatörler; Nöralterapi’nin yalnızca bir tedavi yöntemi değil, bir “biyoregülasyon felsefesi” olduğunu dinleyicilere yeniden hatırlattı.
Her biri kendi alanında uzman olan 46 bilim insanımız;
longevity, anti-aging, mitokondri fonksiyonu, bağ dokusu biyofiziği, gut–beyin ekseni, inflamasyon yönetimi, homeopati, akupunktur, ozon tedavisi, hipoksi, şelasyon, pelvik taban sağlığı, immün sistem rejenerasyonu, dental sağlığın Nöralterapi ile ilişkisi, fibromiyalji, hareket anatomisi ve zor vaka yönetiminde Nöralterapi uygulamaları gibi çok geniş bir yelpazede değerli bilgiler sundu.
Bu kongre, Nöralterapi’nin multidisipliner yapısını tüm berraklığıyla ortaya koymuştur.

Kongre Başkanı ve Sempozyum Başkanı’na Teşekkür
Kongre Başkanı – Doç. Dr. Pınar Yalçın Bahat
Zarafeti, öngörüsü ve yüksek koordinasyon becerisi ile kongrenin tüm akışına yön verdi.
Sempozyum Başkanı – Prof. Dr. Fatma Gülçin Ural Nazlıkul
Bilimsel içeriğin derinliğini ve Nöralterapi’nin ruhunu sempozyuma taşıdı.
Her iki başkanımıza kongrenin bilimsel ve organizasyonel başarısına olan katkıları için yürekten teşekkür ediyorum.
Kongrenin Görünmeyen Kahramanları
Kongrenin hatasız ilerlemesini sağlayan gizli emekleri unutmamız mümkün değildir.
Elvan Ataç’a
Tüm yükü sessizce, zarafetle, titizlikle taşıyan görünmez güç.
Programdan yazışmalara, sahne arkasından beklenmedik sorunlara kadar her adımda nöralterapi ailesinin birleştirici enerjisini üstlendi.
Bilimsel Sekreterya
- Dr. Murat Orak
- Dr. Mustafa Evrensel
Bilimsel programın güvenle akması onların emeğiyle mümkün oldu.
Kongrenin Profesyonel Destekçileri
Meta Turizm – Okan Sezingel ve Ekibi
Organizasyon boyunca sakin, çözüm odaklı ve güven veren yaklaşımlarıyla kusursuz bir iş birliği sundular.
Sheraton Istanbul City Center
Konaklama, salon düzeni, teknik ekip ve servis ekiplerinin tamamı en yüksek profesyonel standartları ortaya koydu.
Sponsorlarımıza Şükranlarımızla
Bir kongrenin bilimsel değeri, arkasındaki destekçilerle büyür.
Bu yıl bizi destekleyen tüm firmalara, bilime verdikleri değer ve Nöralterapi’nin gelişimine sundukları katkı için teşekkür ediyorum.
SPONSOR FİRMALAR
- NTVİTA
- APEC & CELLOXY
- ACR TIP KİTAPEVİ
- VELAVİT
- LIFE TIME & NORDIC NATURAL’S
- NUTRAVİTAS
- RC FARMA
- ELLA FARMA
- ASSOS PHARMA
- PLUVIA PHARMA
- SOLGAR VİTAMİN
- NAVİTA İLAÇ
- LAVİTA
- HOLIMER
- FW İLAÇ
- ART DE HUILE
- ANTİ NATUREL
Bu firmalar, yalnızca kongremize değil, Nöralterapi’nin Türkiye’deki gelişim sürecine de doğrudan destek vermektedir.
Nöralterapi’nin 100 Yılındaki Klinik Etkinlik Üzerine Bir Değerlendirme
Nöralterapi, 100 yıllık süreçte şunları kanıtlamıştır:
1. Bozucu alanların tespiti ve otonom sinir sistemi düzenlenmesinde etkinlik
- Kronik inflamasyon
- Bağ dokusu blokajları
- Eski travmalar
- Dental fokal odaklar
- Skarlar
Bu yaklaşım, modern biyoregülasyon tıbbının temel taşlarından biri haline gelmiştir.
2. Longevity ve anti-aging süreçlerinde rol
- Mitokondri desteği
- Mikrosirkülasyon artışı
- Neural–humoral cevap düzenlenmesi
- ECM temizliği
3. Akut ve kronik ağrı yönetiminde yüksek başarı oranı
Lokal, segmental, ganglion ve bozucu alan tedavilerinde sonuçlar istikrarlıdır.
4. Gut–beyin–kalp ekseninin regülasyonunda etkili bir araç
HRV artışı, vagal tonus güçlenmesi, psikovejetatif stabilitenin yeniden kazanılması klinik olarak net izlenmiştir.
5. Regülasyon Tıbbı'nın multimodal mantığıyla doğal uyum
Nöralterapi,
- fitoterapi,
- vital besin destekleri,
- homeopati,
- manyetik alan,
- akupunktur,
- ozon ve hipoksi terapileri
ile sinerjik bir bütün oluşturur.
Bu yılki kongrede bu gerçeklik her sunumda yeniden doğrulanmış oldu.
Sonuç: 100 Yıla Yakışan Bir Buluşma Gerçekleştirdik
Nöralterapi’nin tarihsel yolculuğuna ışık tutan, geleceğin tedavi felsefesine yön veren, yüksek bilimsel nitelikli bir toplantıyı hep birlikte gerçekleştirdik.
Bu kongre;
bilime adanmışlığın, emeğin, dayanışmanın ve iyileştirme tutkusunun güçlü bir ifadesidir.
Katkı sunan herkese, tüm konuşmacılara, moderatörlere, oturum başkanlarına, sponsor firmalara ve organizasyon ekibine en içten teşekkürlerimi sunarım.
Saygı ve sevgiyle,
Dr. Dr. Hüseyin Nazlıkul
English
Türkçe




İnsana hizmeti gaye edinerek, ruhsal ve bedensel açıdan sağlıklı bir toplumun oluşmasına seferber olmuş sağlık camiası arasındaki her türlü dayanışma ve yardımlaşmayı birlik ve beraberliği geliştirmek...