2026 SEMİNER PROGRAMI 2026 BİLİMSEL PROGRAMLAR 19-20 Eylül 2026 / XXI. Geleneksel Herget Nöralterapi ve Regülasyon Tıbbı Sempozyumu
SEMİNER PROGRAMLARI
BİLİMSEL PROGRAMLAR
NÖRALTERAPİNİN AMACI
SON EKLENENLER
Değerli Meslektaşlarımız,

2003 yılından bu yana kesintisiz biçimde sürdürdüğümüz Geleneksel Herget Nöralterapi ve Regülasyon Tıbbı Sempozyumları’nın yirmi birincisini sizlerle buluşturmanın onurunu ve heyecanını derinden yaşıyoruz. Bilimsel sürekliliği, klinik deneyimi ve uluslararası bilgi paylaşımını aynı çatı altında buluşturan bu köklü gelenek; yalnızca bir sempozyum dizisi değil, ülkemizde Regülasyon Tıbbı ve Nöralterapinin gelişim sürecine tanıklık eden yaşayan bir bilimsel hafıza niteliği taşımaktadır.

Bu yıl, 19–20 Eylül 2026 tarihlerinde, İstanbul’un bilimsel ve kültürel buluşma noktalarından biri olan Sheraton City Center’da gerçekleştirilecek olan: “XXI. Geleneksel Herget Nöralterapi ve Regülasyon Tıbbı Sempozyumuna siz değerli meslektaşlarımızı davet etmekten büyük mutluluk duyuyoruz.

Ana Tema: REGÜLASYON TIBBINDA YENİ UFUKLAR: OTONOM SİNİR SİSTEMİNİN NÖRALTERAPİ İLE MODÜLASYONU

Regülasyonun Kalbine Yolculuk: Modern tıpta kronik hastalık yükünün artması, stres ekseninin derinleşmesi ve multisistemik disfonksiyonların yaygınlaşması; otonom sinir sistemini fizyopatolojinin merkezine taşımıştır. Otonom sinir sistemi artık yalnızca bir iletim ağı değil; inflamatuar yanıtın, metabolik dengenin, kardiyovasküler ritmin, nöroimmün etkileşimin ve hücresel adaptasyonun ana düzenleyicisi olarak kabul edilmektedir.

Regülasyon Tıbbı perspektifinden bakıldığında;

  • Mikrosirkülasyonun kalitesi
  • Ekstraselüler matriksin yükü
  • Nörovejetatif tonus dengesi
  • Organ perfüzyonu
  • İmmün-endokrin uyum aynı regülasyon ağının birbirine bağlı halkalarıdır.

Bu bağlamda nöralterapi; yalnızca bir enjeksiyon tekniği değil, otonom organizasyonu yeniden yapılandıran nörovejetatif bir modülasyon yaklaşımıdır.

Bilimsel Programın Ana Başlıkları

Bu yıl sempozyumumuzda aşağıdaki başlıklar derinlemesine ele alınacaktır:

  • Otonom sinir sistemi fizyolojisinin güncel bilimsel temelleri
  • HRV ve nörovejetatif değerlendirme yöntemlerinin klinik kullanımı
  • Nöralterapinin santral ve periferik modülasyon mekanizmaları
  • Kronik ağrı, inflamasyon ve sistemik hastalıklarda otonom regülasyon
  • Nöroimmün ve nöroendokrin etkileşimler
  • Regülasyon Tıbbında yeni biyofizyolojik ve biyofiziksel perspektifler

Bilimsel Derinlik – Klinik Pratik Bütünlüğü: XXI. Sempozyumumuz; yalnızca teorik bilgi aktarımını değil, klinik pratiğe doğrudan yansıyan deneyim paylaşımını da merkeze almaktadır. Program kapsamında:

  • Vaka analizleri
  • İnteraktif klinik tartışmalar
  • Uygulamalı atölye çalışmaları
  • Segmental ve bozucu alan uygulama demonstrasyonları yer alacak; katılımcılarımızın günlük hekimlik pratiğine somut katkı sağlayacak kazanımlar hedeflenecektir.

Ulusal ve uluslararası düzeyde Regülasyon Tıbbı ve Nöralterapi alanında öncü bilim insanlarının katkılarıyla multidisipliner bir bilimsel platform oluşturulacaktır.

Süreklilik, Derinlik ve Bilimsel Sorumluluk: Yirmi bir yıllık bu yolculuk; yalnızca geçmişin birikimi değil, geleceğin bilimsel yön haritasıdır. Her sempozyumda bir adım daha derinleşen bu bilimsel mirası; bu yıl otonom sinir sisteminin modülasyonu odağında yeniden ele alıyor, nöralterapinin geleceğine birlikte yön vermeyi amaçlıyoruz.

DAVET

Bilimsel dayanışmamızı güçlendirmek, deneyim paylaşımını derinleştirmek ve Regülasyon Tıbbında yeni ufuklara birlikte yürümek dileğiyle; 19–20 Eylül 2026 tarihlerinde İstanbul’da sizleri aramızda görmekten büyük onur duyacağız.

Ayrıntılı bilgi için:
www.noralterapi.com

Bilimsel paylaşımın birleştirici gücüyle buluşmak dileğiyle…

Saygılarımızla,

Prof. Dr. Hüseyin Nazlikul
BNR Başkanı – IFMANT Başkanı

Sempozyum Başkanları
Dr. Tijen Acarkan
Dr. İlhan Demiryılmaz

Dernek Sekreteri: Elvan Ataç 

Kayıt ve Sponsorluk
Elvan Ataç 
0543.9382600

Konaklama: Meta Turizm
Nurçin Çakmaklıoğlu
0533. 660 43 51

Kronik Yorgunluk Sendromu (KYS): Regülasyon Tıbbı ve Nöralterapi Yaklaşımı

Giriş

Kronik Yorgunluk Sendromu (KYS), bireylerin yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyen ve uzun süren aşırı yorgunluk, kas-iskelet ağrıları, uyku bozuklukları, bilişsel işlev bozuklukları ve immünolojik dengesizlikler gibi semptomlarla kendini gösteren karmaşık bir hastalıktır. Nedeni tam olarak anlaşılamamış olmakla birlikte, enfeksiyonlar, bağışıklık sistemi düzensizlikleri, oksidatif stres ve mitokondriyal disfonksiyon gibi faktörlerin rol oynadığı düşünülmektedir.

Regülasyon tıbbı ve Nöralterapi, bu durumun altında yatan bozucu alanları hedef alarak hem semptomatik iyileşme hem de sistemik dengeyi sağlama konusunda güçlü bir araç sunmaktadır. Ayrıca, antioksidanlar ve besin destekleriyle kombine edilmiş bir tedavi stratejisi, KYS’nin yönetiminde önemli bir rol oynayabilir.

Regülasyon Tıbbında Nöralterapi’nin Rolü

Regülasyon tıbbı, vücudun kendi kendini iyileştirme kapasitesini aktive etmeyi amaçlayan bütüncül bir yaklaşımdır. Nöralterapi, lokal anesteziklerle yapılan enjeksiyonlar yoluyla otonom sinir sistemini düzenlemeyi hedefler. Bu yöntemle:

Bozucu Alanların Tespiti ve Tedavisi:

KYS’de bozucu alanlar sıkça gözlemlenir. Özellikle kronik enfeksiyonlar (ör. sinüzit, tonsillit), eski cerrahi skarlar, diş odakları ve bağırsak disbiyozisi, sinir sisteminde kalıcı stres yaratarak KYS semptomlarını tetikleyebilir. Nöralterapi ile bu alanların düzenlenmesi, hastalarda belirgin bir semptomatik rahatlama sağlayabilir.

Otonom Sinir Sistemi Regülasyonu:

Nöralterapi, sempatik-parasempatik dengeyi yeniden kurarak stres yükünü azaltır. Bu denge, özellikle enerji metabolizması ve immün sistem fonksiyonları üzerinde olumlu etkiler gösterir.

Oksidatif Stres ve Beslenmenin Rolü

KYS’de oksidatif stres ve mitokondriyal disfonksiyon, yorgunluğun önemli nedenlerinden biridir. Mitokondriler, enerji üretiminin merkezinde yer alır ve bu süreçte oksidatif hasara karşı savunmasızdır. Antioksidanlarla desteklenen bir beslenme yaklaşımı, oksidatif stresin azaltılmasında ve enerji üretiminin optimize edilmesinde kritik rol oynar.

Kritik Besin Maddeleri ve Takviyeler

NADH (Nikotinamid Adenin Dinükleotit): NADH, mitokondriyal enerji üretimi için gereklidir ve ATP sentezini artırarak hücresel enerji seviyelerini yükseltir. Araştırmalar, NADH desteğinin yorgunluğu azalttığını ve bilişsel fonksiyonları iyileştirdiğini göstermektedir.

Koenzim Q10 (CoQ10): CoQ10, mitokondriyal elektron taşıma zincirinde kritik bir rol oynar. Antioksidan özellikleri sayesinde oksidatif hasarı azaltır ve enerji metabolizmasını destekler. KYS hastalarında CoQ10 seviyelerinin düşük olduğu saptanmıştır, bu nedenle takviye önerilir.

Vitamin C: Güçlü bir antioksidan olan vitamin C, bağışıklık sistemini destekler ve serbest radikallerin etkilerini nötralize eder. Ayrıca, kollajen sentezine katkıda bulunarak doku iyileşmesini hızlandırabilir.

Vitamin B3 (Niasin): Niasin, NADH üretimi için bir öncü moleküldür. Mitokondriyal enerji üretimini destekleyerek yorgunluk semptomlarının hafifletilmesinde faydalıdır.

Çinko ve Selenyum:

  • Çinko, bağışıklık fonksiyonlarını düzenler ve oksidatif stresin azaltılmasında önemli bir mineraldir.
  • Selenyum, glutatyon peroksidaz enziminin bir bileşeni olarak serbest radikal hasarını azaltır ve tiroid fonksiyonlarını destekler.

Omega-3 Yağ Asitleri: Hücresel membranların stabilitesini sağlar ve inflamasyonu azaltır. Beyin fonksiyonlarını destekleyerek bilişsel semptomlarda iyileşme sağlar.

Beslenme ve Yaşam Tarzı Önerileri

Anti-inflamatuar Diyet:

  • İşlenmiş gıdalardan kaçınılmalı, sebze, meyve, sağlıklı yağlar ve yüksek kaliteli proteinler tüketilmelidir.
  • Şeker ve rafine karbonhidratlar, inflamasyonu artırabileceği için sınırlanmalıdır.

Bağırsak Sağlığı:

  • Probiyotik ve prebiyotik desteği, bağırsak disbiyozisini düzeltmek ve immün sistemi desteklemek açısından önemlidir.
  • Bağırsak geçirgenliği sıkça KYS’de rol oynar; bu nedenle glutensiz bir diyet bazı hastalar için faydalı olabilir.

Hidrasyon:

  • Yeterli su tüketimi, hücresel detoksifikasyon ve enerji üretimi için gereklidir.

Düzenli Hafif Egzersiz:

• Aşırı efor yorgunluğu artırabilir; bu nedenle düşük yoğunluklu aktiviteler (ör. yoga, hafif yürüyüş) tercih edilmelidir.

Sonuç

Kronik Yorgunluk Sendromu, çok faktörlü ve karmaşık bir hastalık olup, tedaviye multidisipliner bir yaklaşım gerektirir. Nöralterapi, bozucu alanları hedef alarak otonom sinir sisteminin düzenlenmesinde güçlü bir araç sunar. Bu yaklaşım, beslenme desteği ve antioksidanlarla kombine edildiğinde daha etkili sonuçlar alınabilir. NADH, CoQ10, vitamin C, B3, çinko ve selenyum gibi kritik besin maddeleri, oksidatif stresi azaltarak mitokondriyal fonksiyonları destekler ve semptomların hafifletilmesine yardımcı olur.

Bütüncül bir yaklaşımla, KYS hastalarının yaşam kalitesini artırmak ve fonksiyonel iyileşme sağlamak mümkündür. Bu nedenle, bireysel ihtiyaçlara göre özelleştirilmiş tedavi protokolleri oluşturulmalıdır.

Dr. Hüseyin Nazlikul, M.D., PhD.
IFMANT, BNR, MTAR Başkanı
Specialist in General Medicine - Medical Biophysics

President of IFMANT (International Federation of Medical Associations of Neural Therapy)
President of the Turkish Neural Therapy Society
President of the Turkish Manual Medicine- Pain Regulation Association
Hakkı Yeten Cad. Vital Fulya Plaza No:23 Kat:3 D:10 Fulya 34394 Şişli – İstanbul
Tel: 0 (212) 219 19 12 veya 219 09 00 Fax: 0 (212) 219 18 38